|
ANTALYA
Antalya kenti, Akdeniz kıyısında kendi adını taşıyan körfezde,denizden
39 m. yükseklikteki kayalıklar üzerine kuruludur. Deniz kıyısı ile
yükseklikleri 3086 m.'ye kadar ulaşan Toros Dağları arasında farklı
büyüklükteki ovalar, Antalya ve çevresinin ilk göze çarpan görüntüleridir.
Kara ile deniz, kilometrelerce uzanan plajlarla, ya da sarp kayalıklarla
birbirine kavuşur. Toros Dağları arasında kendine özgü yarlar, uçurumlar
ve özellikle kıyıya yakın kesimlerde mağaralar ayrı bir özellik
katar bu bölgeye.
Toros'ların güneylerinden kaynaklanan çok sayıda irili ufaklı akarsu,
ovalara bereket akıtarak Akdeniz'e ulaşır. Tamamı berrak ve temiz
olan bu sular, geçtikleri yerlerde ve denize dökülürken eşine ender
rastlanır güzellikte çağlayanlar oluştururlar.
Antalya'da
doğa bitki örtüsü yönünden çok zengindir. Kıyı şeridinde her türlü
tropikal bitki görülebilir. Yer yer dev boyutlara ulaşan kaktüs
türleri Antalya'ya ilk gelenlerin hemen dikkatini çeker. Kıyıdan
uzaklaşılıp Toros'ların eteklerine gelindiğinde, Akdeniz ülkelerine
özgü maki bitki örtüsü egemenliği görülür. Her tür meşe ve çam ağaçlarının
oluşturduğu
sağlıklı ve gür ormanlar makileri izler. Ova bölgelerinde, pamuk
ve susam tarlaları, portakal, limon ve muz bahçeleri ayrı bir güzellik
oluşturur.
ANTALYA'NIN KISA TARİHİ
Bölgenin
en eski insanlık tarihi izleri, Antalya Şehir merkezinin 30 kilometre
kuzeyindeki Karain Mağarası bulguları ile 200.000 yıla kadar uzanmaktadır,
yöredeki diğer izler Neolitik ve ileri devirlerde medeniyetlerin
sürekli olarak Bölgede yaşadığını kanıtlamaktadır.
Hitit dönemi (Anadoluda şehirlerin birleşerek tarihteki ilk devlet
yapılaşması) kayıtlarında Bölgenin Anzarva Toprakları adıyla anıldığını
ve Milattan Önce 1700 tarihlerinde bölgelerarası ilişkilerin sürdürüldüğü
görülmektedir.
Tarihsel belgeler, Bölge şehirlerinin bağımsız bir yapıda geliştiğini,
geniş bölge olarak Pamfilya olarak isimlendirildiğini ve zaman zaman
bu şehirler arasında federasyonlar kurulduğunu, Truva savaşından
sonra Akha Klanı'nın M.Ö.1300'de bölgeye geldiğini anlatmaktadır.
Batı Anadoludaki Lidya İmparatorluğunun M.Ö. 560 yılında Bölgedeki
hakimiyetinin, 546 yılında orta Anadoludaki Sard savaşında Perslere
yenilmesiyle sona erdiğini görüyoruz. 
Büyük İskender'in M.Ö. 334 yılındaki ölümüne kadar Bölgedeki iki
şehir haricindeki (Sillyon ve Termessos) tüm şehirleri fethetmesi
ile Pers hükümranlığı sürdürülmüştür.
Selevkos'un Apameia(Dinar)'da yenilmesi ile bölgeye Bergama Krallığı
hakimiyeti girmiş ve Bergama Kralı II.Attalos M.Ö. 150 yıllarında
kuvvetli donanmasını barındırmak amacıyla Attaleia (Antalya) şehrini
kurmuştur.
Son Bergama Kralı III.Attalos'un M.Ö.133 yılındaki ölümünde "Bölgenin
ölümünden sonra Roma İmparatorluğuna terkedilmesi" şeklindeki vasiyeti
ile gelen Roma ve bağlantılı Bizans dönemi, 13 yüzyıl boyunca sürmüştür.
Selçuklu Türkleri Antalya'yı 1207'de ve Alanya'yı 1220'de fethederek
Roma-Bizans dönemini sona erdirmiştir.
Osmanlı dönemi 1391'de başlamış ve Birinci Dünya Savaşı sonucunda
bölgede gerçekleştirilen İtalyan işgali, 1923'teki Türkiye Cumhuriyeti
ile ortadan kalkarak Bölge, Türkiye Devleti sınırları içinde bir
il olarak tescil
edilmiştir.
Mağaralar
Antalya ve çevresinde çok sayıda mağara bulunmaktadır. Bunların
en önemlileri
Karain Mağarası :Antalya-Burdur karayolunun 13. km' sinden
sağa dönülerek Karain Mağarası yoluna girilir. Yaklaşık 14 km süren
virajlı bir yoldan sonra ulaşılır. 1946-1950 yılları arasında bölgede
yüzey araştırması yapan Prof. Dr. Kılıç Kökten tarafından keşfedilmiştir.
Mağara giriş , orta boşluk ve dip boşluk olarak tanımlanmıştır.
Girişteki dolgular önemli buluntular vermiştir. Orta boşluk ise
mezar alanı olarak kullanılmıştır. Üçüncü boşluğa geçişin dar olması
yüzünden sığınak ve mezarlık olarak kullanıldığı bilinmektedir.
Antalya Müzesinde sergilenen insan yüzlü kemik parça ve Türkiye'nin
ender insan fosillerinden olan Neanderthal çocuk kafatası önem taşır.
Mağaranın yaklaşık 1 milyon yaşında olduğu tahmin edilmektedir.
Beldibi Mağarası : Antalya'nın 26km güneybatısında deniz
kenarında yeralır.
Damlataş Mağarası : Alanya' dadır. Sarkıt ve dikitler bulunur.
Mağara içindeki havanın nemlilik oranı % 90 civarındadır. Tedavi
amacıyla da kullanılmaktadır.
Şelaleler
Düden şelalesi : Antalya'nın önemli piknik alanlarından biri
olan Düdenbaşı Şelalesi kentin 12 km kuzeyindedir. Antalya-Burdur
asfaltının 28. ve 30. km' lerinde iki büyük karstik kaynaktan çıkmaktadır.
Kırkgözler ve Pınarbaşı adındaki iki memba kısa bir akıştan sonra
birleşir. Su Bıyıklı Düdeni içinde kaybolur. (Düden su yutan deliklere
verilen isimdir.) Bıyıklı Düdeninde kaybolan su 14 km yeraltında
ilerledikten sonra Varsak Çukurunun bir ucundan çıkar ve çok kısa
bir süre sonra tekrar batar. Varsakta kaybolan su 2 km kadar yeraltında
gittikten sonra Düdenbaşı'nda yeryüzüne çıkar ve şelaleyi yaparak
devam eder. Düdenbaşı' nda dağılan su en sonunda Antalya'nın doğusunda
40 m yüksekliğindeki traverter eşikten şelale yaparak Akdeniz'e
dökülür .
Kurşunlu Şelalesi : Antalya'dan 24 km uzaktadır. Bir vadi
boyunca akan derenin yarattığı irili ufaklı şelaleler ve gölcüklerden
oluşan , yürüyüş patikaları ile milli park olarak düzenlenmiş bir
dinlenme yeridir.
|