|
DENİZ KAPLUMBAĞASI (Caretta caretta)
Göç
eden canlıların en ilginç örneklerinden biri denizkaplumbağalardır.
Brezilya kıyıları açıklarında yaşayan Yeşil deniz kaplumbağaları
2000 km. yüzerek Atlantik Okyanusu ortalarındaki Ascension Adası'nda
yumurtlarlar. Kumdaki çukurlara gömülü yumurtalardan çıkan yeni
doğmuş kaplumbağa yavruları hemen denize yönelirler. Açık denizde
yetişkin haline geldikten sonra da yumurtlamak için tekrar Atlantik
Okyanusu'na doğru yönelirler.
Su kaplumbağaları, yumurtalarını bırakmak için sahile çıktıklarında,
tuzlu gözyaşı dökerler. Bunun sebebi, gözlerinin kenarındaki bezlerden
vücutlarındaki fazla tuzun atılmasını sağlamaktır. Kaplumbağalar
denizde yüzerlerken tuzlu su içerler ve vücutlarındaki fazla tuzdan
kurtulmaları gerekmektedir.
Caretta
caretta adı neredeyse Akdeniz'deki kumsallarımıza yuva yapan denizkaplumbağalarının
genel adı olarak kullanılıyor. Böylece denizlerimizde yaşayan diğer
kaplumbağa türlerine kısmen haksızlık yapılıyor. Bunun nedeni, belki
kelimenin kolay söylenmesi belki de daha doğudaki Akdeniz kumsallarımıza
yuva yapan Chelonia mydas'm. (yeşil denizkaplumbağası) ve henüz
yuva yaptığı tesbit edilmemiş ancak denizlerimizde dolaşan başka
türlerin de olduğunun fazla bilinmemesidir. Denizkaplumbağaları
yuva yaptıkları ölçüde tanınıyor dersek yalan olmaz. Çünkü en çok
tanınan Caretta caretta türü, yaklaşık 180 km olan ülkemizdeki yuvalama
alanlarına her yaz yaKlaşık 2000 (1300-2700) yuva yaparken, Chelonia
mydas ortalama 900 (700-1200) yuva yapmaktadır. Her dişinin bir
sezonda ortalama 3 yuva yaptığını kabul edersek, her yaz kumsallarımıza
450-900 dişi Caretta ve 230-400 Chelonia ergin dişisi yuva yapmak
için gelmektedir. Bu sayılara henüz miktarı hakkında pek bilgi sahibi
olmadığımız erkekler ve genç bireyler de eklenirse Türkiye kumsallarının
ve bu kumsallara yakın beslenme bölgelerinin, Akdeniz'de bu türlerin
devamlımhlığının sağlanması açısından ne kadar öneme sahip olduğu
açıkça anlaşılacaktır.
Yukarıdaki
bilgileri sağlayan çalışmalar, Türkiye kumsallarında kapsamlı olarak
1988 yılında başlamıştır. Gnümüzde de değişik üniversiteler ve gönüllü
kuruluşlarca sürdürülmektedir. Bu çalışmalarda genel olarak, denizkaplumbağalarının
kumsala çıkışları belirlenmekte, gelen dişiler markalanmakta, yuvalardaki
yumurtalar kafesler yardımıyla korunmakta, yerleri değiştirilmekte
ve predasyon gibi tehlikeler tanımlanarak yuvadan çıkan yavrular
ve bunların ne kadarının denize ulaştığı, ne kadarının öldüğü, ne
kadarının yumurtada gelişmesini tamamlayamadığı gibi bilgiler toplanmaktadır.
Denizkaplumbağalarını
inceleyen akademik çalışmaların artmasıyla yukarıdaki bilgilere
ek olarak, dişilerin her sezon niçin aynı kumsala yuva yapmak için
geldiği ve denizkaplumbağalarının kış döneminde nerelerde dolaştıkları
gibi bilgiler uydu aracılığıyla elde edililmektedir. Farklı kumsallara
yuva yapan kaplumbağaların genetik olarak birbirlerinden farklılıkları
gibi konular, cinsiyet kromozomları olmayan (yumurtadan çıkacak
yavrunun cinsiyetini yumurtanın bulunduğu ortamın sıcaklığı belirlemektedir)
bu türlerin cinsiyetlerinin hangi sıcaklıklarda dişi, hangi sıcaklıklarda
erkek olduğu araştırılmaktadır. Giderek ısımnan dünyamızda, özellikle
çevreye bağlı cinsiyet belirlenmesi nesli tükenmekte olan denizkaplumbağaları
açısından çok önemlidir. Çünkü sadece dişilerin olduğu bir tür korunmuş
sayılamaz.
Denizkaplumbağalarının
neslinin tükenmemesi için bunların yuvalama alanları ve yuvalarının
korunması kadar, denizlerimizin de hem kirlilik, hem de yapılan
zararlı faaliyetler açısından kontrol edilmesi gerekmektedir. Yalnızca
dişiler doğdukları kumsala yuva yapmak için geri gelirlerken ve
gençler sahillerimize yakın beslenme bölgelerinde bulunmaktadırlar.
Bu ortamda bunlara yönelik yapıları her tür zararlı faaliyet onların
yaralanmalarına ve ölmelerine yol açmaktadır. Yumurtadan çıkan yavruların
ancak %3'ünün ergin safhasına ulaşabildiğini kabul edersek neslin
devamının sağlanmasında yaralı ve hasta ireylerin tedavileri de
büyük önem taşımaktadır.
Her yönüyle bir açık hava müzesi olan ülkemizin bütün değerlerinin
korunması gerekmektedir. Denizlerimizdeki denizkaplumbağalârının
araştırılması ve daha ayrıntılı çalışmalar yapılması konusunda kurumlar,
üniversiteler, dernek ve diğer gönüllü kuruluşlarla işbirliği sağlanmalıdır.
|